16 Eylül 2009 Çarşamba

Tüketicinin gücü

Arama motoru, beni, kendi alan adı hizmetini veren Google Apps'in beta programına kaydetmişti. Kişisel alan adıma sahip bir eposta hesabına 20 dolar vermek yerine, Google aynı imkânı bedavaya sunuyor. Alan adı barındırma sağlayıcısı olanRegister.com'a ise, alan adı için çok cüzi bir yıllık bedel kalıyor ki, bu sektör zaten aşırı rekabetten ve çok düşük kâr marjlarından yakınıyor. Eposta barındırma gibi hizmetler, bu firmaların hayatta kalmalarını sağlıyor, zira gereken yazılımın ve donanımın devamlılığını sağlamak en fazla birkaç dolar tutuyor. Google örneğinin çarpıcı olduğunu düşünüyorum, çünkü bilişim endüstrisindeki yepyeni bir eğilimin habercisi bu. İnternet hesaplarıyla birlikte gelen epostaya bel bağlamadan, tek bir eposta hesabı kullanmak isteyen kullanıcılar için, Hotmail, Yahoo ve Gmail hesapları bir çözüm sağlamıştı. Bu tüketici teknolojileri, artık kurumsal bilişimdünyasına yenilikler getiriyor. Google uygulamalarını kurumsal sınıf hizmetlerden daha çekici bulan tek ben değilim elbette. Özellikle üniversiteler bu hizmetin peşinde koşuyor. Günümüzde, dünyanın dört bir yanından yüz binlerce öğrenci, üniversite eposta hesaplarına ulaşmak için Google'dan faydalanmakta. Google'a geçiş sebebimiz aynı: Para. Bir üniversite her bir eposta hesabı için 20 dolar ödemese de, bu servisi sunabilmek için donanım ve yazılım satın almak ve bunların bakımını yapmak zorundadır. Google'ın bu hizmeti ücretsiz sunması, satışları kolaylaştırıyor. Katma değer olarak, Google hizmeti sizin barındırabileceğiniz bir eposta sisteminden dahagüvenli; çünkü arama motoru firmasının dünyaca ünlü, bir sistem çöktüğü vakit diğerinin devreye girdiği, yaygın ağı üzerinde çalışıyor. Güvenlik açıklarında korktuğu için epostalarını bu şekilde dış kaynaklara devretme konusunda şüphe duyan firmalar olabilir. Örneklerin sayısı artırılabilir. Bir zamanlar anında mesajlaşma da bir fenomene dönüşmüş ve kullanıcılar iş bilgisayarlarına da anında mesajlaşma yazılımları kurup, IT departmanlarından destek istemişlerdi. Günümüzde, Cisco ve Nortel gibi firmalar, mesajlaşma ağlarını yöneterek milyarlarca dolar kazanıyor. Kurumlar Youtube çevrimiçi video hizmetini yeni bir pazarlama kanalı olarak kullanmaya yeni yeni başlıyor. Sun Microsystems gibi satıcılar, ürün tanıtımlarının videolarını ve şirket haberlerini bir pazarlama aracı olarak kullanıyor. Bu videolar, evinin bahçesinde güreş tutan iki kadının görüntüleri kadar izleyici çekmese de, firmanın pazarlama mesajını hedef kitleye duyurmasına yardımcı oluyor.Dünya artık tersine dönüyor. Eskiden yenilikler kurumsal dünyada keşfedilirdi, çünkü en son, en hızlı donanımı ve yazılımı sadece kurumlar satın alabilirdi. Araştırmacılar için, bu yenilikler uğruna yapılan yatırım ancak bu şekilde geri dönüyordu. Ama internet çağı her şeyi tepeden tırnağa değiştirdi. Yenilikler artık arz talep yasasına göre işlemiyor, sayıca fazlalık gerektiriyor. Bugün Youtube 1,65 milyar dolar değerindeyse, milyonlarca kullanıcı oradaki videoları seyredip yenilerini yüklediği içindir. Trust Mi7500x le artık fareleriniz daha hızlı. Google reklâmseverler için çekici, çünkü çevrimiçi nüfusun en büyük kesimine ulaşmayı sağlıyor. Parlak fikirlere eskiden en büyük değeri, rekabette öne geçmek isteyen firmalar verirdi. İnternet çağında ise girişimciler, eğer ürünleri büyük tüketici kitleleri tarafından benimsenirse yatırımlarının karşılığını kat be kat alacaklar. Bir zamanın yenilikçi kurumları da bu eğilimi görmeye başlıyor. Ama bu her zaman doğru işaretleri gördükleri anlamına gelmiyor. Microsoft Presenter 8000 adlı yazımızı beğeneceğinizden eminiz.

Tüketici internetinde en son eğilimlerden biri, Second Life, Google Earth ve Windows Live Local 3D örneklerinde gördüğümüz gibi, üç boyutlu internete yöneliş. Oyuncuların üç boyutlu bir dünyada avatarları yla gezindiği ve etkileşime girdiği ücretsiz bir sosyal ağ olan Second Live, kurumların muazzam ilgisini topluyor. Geçtiğimiz aylarda Sony, Reuters ve IBM, bu ağda kendi özel "adalarını" kurdular. Ama çoğu insanın oyun arkadaşlarıyla hoşbeş etmek için katıldığı bir sosyal dünyada, bu firmaların sanal varlıklarını ortaya koyarak ne elde etmeyi umdukları biraz belirsiz. Geçenlerde hizmet odaklı mimarileri (kurumsal BT standardına dönüşen bir kavram) ile ilgili bir IBM adasını ziyaret ettim de, ortalıkta hiç oyun sever yoktu. Bilişim aygıtlarıyla dolu bir masanın etrafına üç avatar doluşmuştu, onların da aylak aylak müşteribekleyen IBM çalışanları olduğu ortaya çıktı. Tek bir müşteri bile gelmedi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder